YDT İngilizce
Kesinlik ve Belirsizlik İfadeleri (YDT)
Klevi İngilizce Kulübü · Klevero ekibi · yapay zekâ destekli · Güncellendi:
Kazanımlar
E12.4
Konu Özeti
Gelecek hakkında konuşurken ne kadar emin olduğumuzu modal fiiller, zarflar ve sabit kalıplarla belirtiriz. Kesinlik derecesi, bir olayın gerçekleşme ihtimaline göre 'kesin', 'çok olası', 'olası', 'olasılık düşük' ya da 'imkânsız' olarak ayarlanır. Sanal gerçeklik (virtual reality) ve gelecek teknolojileri bu yapıların sık kullanıldığı temalardır. Tahmin (prediction) ile plan (plan) ise farklı yapılarla ifade edilir.
Temel Kavramlar
Kesinlik derecesi için kullanılan temel yapılar aşağıdadır. Her yapının kesinlik düzeyini doğru seçmek, hem konuşmada hem de sınavda anlamı doğru kurmanı sağlar.
- Kesin: will, definitely, certainly, be sure/certain that, There is no doubt that. Örnek: Virtual reality will definitely change education.
- Çok olası: is likely to, will probably, I am pretty sure. Örnek: Games are likely to become more realistic.
- Olası: may, might, could, perhaps, maybe, possibly. Örnek: We might live in virtual cities.
- Olasılık düşük: be unlikely to, I doubt if. Örnek: It is unlikely to happen soon.
- İmkânsız ya da kesin değil: definitely won't, There is no chance that. Örnek: Robots definitely won't replace all teachers.
- will: tahmin, anlık karar, söz. I think it will rain.
- be going to: kanıta dayalı tahmin veya önceden verilmiş plan. Look at the clouds! It is going to rain.
- Present continuous: kesinleşmiş plan. I'm meeting my team at 5.
- Future perfect (will have + V3): gelecekte belirli bir zamana kadar tamamlanmış eylem. By 2050, scientists will have developed new VR devices.
- Future continuous (will be + V-ing): gelecekte belirli bir anda devam eden eylem. This time next year, I will be designing games.
will / won't / may / might / could + V1 | be likely / unlikely to + V1
- Zarf yeri: will/won't'tan sonra gelir (will probably), olumsuzda ise önce gelir (probably won't). Doğru: He probably won't come.
- Kesin zarflar: definitely, certainly, surely, undoubtedly.
- Belirsiz zarflar: perhaps, maybe (cümle başında), possibly, presumably (büyük ihtimalle).
- I'm not sure / I'm not certain / I have no idea / I wonder if: belirsizlik bildirir.
- It seems/appears that ...; He is said to ...: dolaylı ve temkinli anlatım.
- may/might: olasılık; may well: oldukça olası; might as well: yapmanın bir sakıncası yoktur, hatta yapmak daha mantıklıdır.
- I will → I'll, she will → she'll, they will → they'll.
- will not → won't (okunuşu /woʊnt/), cannot → can't.
- going to → gonna (günlük konuşma; yazıda kullanılmaz).
- Dinlemede 'I'll' ile 'I will' ya da 'won't' ile 'want' karıştırılabilir; bağlama ve vurguya dikkat et.
Sık hata: 'If it will rain, we will stay home' yanlıştır. Zaman ve koşul bağlaçlarından (if, when, as soon as, before) sonra gelecek için Present Simple kullanılır: If it rains, we will stay home.
Notun devamı (Klevero uygulamasında)
- Adım Adım Örnekler
- Sık Yapılan Hatalar
- Mini Özet Tablo
- Kontrol Soruları